MESAJLARIM
Müslümanlar birbirlerine merhamet etmeyi öğrenemedikleri müddetçe, dünyanın her yerinde müslümanlara zulmeden küfür güçlerinden de merhamet bekleyemezler.
İslam Kardeşliği “Sevgi Medeniyeti”ne Dayanır // (Faruk Köse)

Facebook da paylaş   Google da paylaş   Twitter da paylaş

21.11.2015

Sen de bu “Sevgi Medeniyeti”nin bir neferi ol; temelleri “sevgi” üzerine kurulan “Kardeşlik Medeniyeti”ne ulaş!

Kardeşim;

Kardeşliğin farz olduğunu bilmelisin. Öyle bir farz ki, mü’min kardeşlerini sevmeden kâmil manada iman etmiş sayılmayacağını Allah Rasulü (s.a.v.) beyan buyurmuştur:

“Siz iman etmedikçe Cennet’e giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız...”  (Tirmizi)

Kardeşlik sevgisinin imandan kaynaklandığına inanmalı, iman kardeşliğinin kan ve neseb kardeşliğinden daha ileri derecede olduğunu asla unutmamalı, Ahiret’te de “kardeşlik hukuku”ndan hesap vereceğini hatırında tutmalısın!

Kardeşim;

Kardeşlik sevgisinin, Rasulullah’ın (s.a.v.), ümmetine bıraktığı mirasın en önemli bölümlerinden biri olduğunu biliyorsundur. Bu münasebetle, “İslam Toplumu”nun ve “İslam Medeniyeti”nin altyapısının “kardeşlik sevgisi” olduğunu sana hatırlatmak istiyorum.

Kardeşim;

Dünyanın ahvâline şöyle bir baktığımızda, her yerde ezilenin, horlananın, hakları gasbedilenin, hukuku çiğnenenin, tahakküm altında tutulanın, eziyet görenin, zulme maruz kalanın, bütün varlıkları talan edilenin, inancına uygun bir hayatı yaşamasına engel olunanın ve daha nice baskı ve zulümlere maruz kalanın  müslümanlar, yani senin kardeşlerin olduğunu görürsün.

Peki, hiç düşündün mü, bu zillet ne zaman bitecek dersin? Hiç bunun derdiyle dertlendin mi? Hiç kafanı çarelere yordun mu?

Kardeşlerinin ve senin izzetin için, zilletten kurtuluş için, haklıların haklarını gâsıplardan alabilmeleri için, mustaz’afların zalimlere üstünlüğü için, küfrün ve tuğyanın tahakkümünün parçalanıp atılması için ilk ve en önemli aşamanın, “Kardeşlik Medeniyeti”nin ihyası olduğunun farkına varmışsındır sanırım.

Bundan ötürü, İslam düşmanlarının, kardeşlerine reva gördüklerini önlemek için girişilecek büyük mücadelede, onların karşısında zafere giden yolun “kardeşlik sevgisi”nden geçtiğini bilmeli, kardeşlik sevgisinin küfür cephesi karşısında İslam Ümmetini ayakta tutan Rabbani bir kuvvet olduğunun şûurunu taşımalı, İslam ümmetinin varlığını sürdürmesinin ancak kardeşlik sevgisiyle mümkün olduğunu unutmamalısın.

Kardeşlik sevgisini, hiçbir karşılık beklemeden, sadece Allah için kardeşini sevip saymakla kazanabilirsin ancak.

Kardeşlik sevgisi öylesine büyük bir önemi haizdir ki, ebedi kurtuluş reçeten olan imanının kemale ermesinin bile kalbinde kardeşlik sevgisinin bulunup bulunmadığına bağlı olduğu bir gerçektir. Böylesine büyük bir önemi haiz olan kardeşlik sevgisinin, ihmali ve istismarı olmayan bir sevgi olduğundan hiçbir kuşku duymamalısın.

Kardeşlik sevgisinin ihmalinin ve istismarının büyük ve önemli neticeleri doğurduğuna dikkatini çekmek isterim. Bunların en önemlileri şunlardır:

Kardeşlik sevgisinin ihmali ve istismarı;

• İtikâdî ve amelî bir iflastır. Hem itikad ve hem de amel bakımından âbâd olmak için en güçlü sermayelerden biri, kardeşlik sevgisidir.

• İslâmî kimlik ve kişilik bakımından yozlaşmadır. Kimlik ve kişilik bakımından İslam’ın bizlere yüklediklerinin gereğini edâ edebilmemiz ve böylece sıhhat ve selamet bulmamız, kardeşlik sevgisiyle  mümkündür.

Kardeşim;

Kardeşlerimizle aramızda birbirimizi sevmemizi ve sevgimizin daim olmasını sağlayacak muazzam bir tılsım olan “Selam”ı eksik etmemeliyiz. Kardeşlerimizden selamı kesmemeli ve kardeşlerimiz arasında selamı yaymalıyız!

Ümmetinden olma şerefine nail olduğumuz Allah Rasulünün hadis-i şerifini biliyorsun:

“Siz iman etmedikçe Cennet’e giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş sayılmazsınız. Size, yaptığınızda birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Selamı aranızda yayınız.” (Tirmizi)

“Selam, Allah’ın isimlerinden bir isimdir. Şu halde onu aranızda yayın, birbirinize selam verin.” (Ebu Davud)

Bu hadis-i şerifleri asla aklından, gönlünden, dilinden ve amelinden eksik etme!

Kardeşim;

Biz müslümanlar olarak, “güzel ahlâk” ile vazifelendirilmişiz; bize, ahlâkın en güzeli ile donanmamız emredilmiş. Zaten bu, insan olmanın da bir gereği değil mi?

Bu hakikat ışığında şunu bilelim ki, “İman Kardeşleri”nin birbirlerini sevmeleri, “güzel ahlak”ın bir gereğidir. “Kardeşlik Sevgisi”, “güzel ahlak”ın bir parçasıdır. Bu şûurdan ayrılmamalı ve kardeşlerimizi sevmenin, Allah’ın hükümlerine tâbî olmak demek olduğunu hatırımızdan çıkarmamalıyız. Bunun aksine olarak, kardeşlerimize küsmenin, onlarla kavga edip ayrılmanın Allahu Teala’ya âsî olmak anlamını taşıdığını da unutmamalıyız.

Kardeşim;

İman kardeşlerinin birbirlerine karşı asla husumet beslemeyeceğini bil. İman kardeşleri birbirleriyle husumetleşmezler, birbirlerine kin tutmazlar ve birbirlerine buğzetmezler. Sen de kardeşlerinle dargın durma, onlarla aranda mevcut olan küskünlükleri kaldır ve kardeşini daima affet. Kardeşin seni affetmese de...

Kardeşim;

Mü’minler arasındaki sevgi, iman edenler için güzel bir haslettir, bir iyiliktir. O iyiliğin içerisinde ahiretin maddi sevabını andıran manevi bir lezzet, bir zevk ve gönül huzuru vardır. Mü’minler arasındaki düşmanlık ve düşmanca rekabet de kötülüktür. O kötülüğün içinde, kalbi ve ruhu karartan ve boğan bir vicdan azabı, bir sıkıntı ve huzursuzluk vardır.

Sevgi ve kardeşlik, İslam’ın özü ve bağıdır. Nitekim Rabbimiz şöyle buyuruyor:

“Allah’a ve Rasulüne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin. Sonra korkuya kapılırsınız da çözülüp yaygınlaşırsınız, gücünüz gider...” (Enfal/46)

Bu ayetin ifade buyurduğu gibi, dayanışma bozulursa, tüm İslam cemaatinin de, her bir mü’minin de bütün tadı kaçar. Hakka hizmet eden üç-dört kişi, ayrı ayrı olduklarında ve iş bölümü yapmadıklarında sadece üç-dört kişi değerindedir. Ancak gerçek bir kardeşlikle, birbirlerinin faziletleriyle övünecek bir dayanışmayla, birbirlerine eşit derecede bir tefâni sırrıyla, yani birbirinde fânî olmak, kardeşinin iyi ahlâkıyla sevinmek, kardeşinin meziyet ve hissiyatıyla hemhal olup fikren yaşamak sırrıyla hareket ederlerse, o üç-dört kişi belki de üçyüz-dörtyüz kişi değerinde olur. Böylesine bir kardeşlik atmosferinden soluklanmak, kardeşinle dinimizin gerektirdikleri üzere aynı meziyetler üzerinde bir ve beraber olmak istemez misin?

Kardeşim;

Şunu asla unutma ki, Allah düşmanlarının çalışma alanlarının başında, müslümanların kardeşliklerini tahrip ederek onları parçalamak yer alır.

Onlara bu fırsatı verme; bunun için “Kardeşlik Medeniyeti”nin mimarları arasına, adları sadece “müslüman” olan “kardeşler topuluğu”na katıl!

Giriş Tarihi: 21.11.2015   (1243)


Etiketler: İslam |  Kur'an |  şeriat |  din |  iman |  cihad |  Türkiye |  Muhammed |  Allah |  müslüman |  zulüm |  zalim |  mazlum |  yahudi |  halk |  devlet |  siyaset |  hukuk |  kanun |  yasa |  anayasa |  Faruk Köse |  insan |  insan hakları |  medyatizma |  politika |  meclis | 


Adı Soyadı
E-Mail

0 karakter girdiniz. | 1000 karakter kaldı.
Medyatizma Yandaki numarayı giriniz

 
YORUMLAR

E-Posta: farukkose@hotmail.com       -       Twitter: https://twitter.com/FarukKose52