MESAJLARIM
Müslümanlar birbirlerine merhamet etmeyi öğrenemedikleri müddetçe, dünyanın her yerinde müslümanlara zulmeden küfür güçlerinden de merhamet bekleyemezler.
İKTİDAR VE TOPLUMSAL APTALLAŞTIRMA // (Faruk Köse)

Facebook da paylaş   Google da paylaş   Twitter da paylaş

02.07.2016

“Sistem”ini “toplumsal kimlik değerleri” üzerine oturtan devletler “Toplumun Devleti” olarak nitelenir, “toplumsal kimlik değerlerine karşı mücadele” üzerine oturtan devletler ise toplumu, “Devletin Toplumu” haline getirir. Bu, nitelik, otoriter veya diktatoryal sistemlerde de aynıyla böyledir.

Eğer devlet toplumun devleti ise, “Devlet” ile “Toplumsal Kimlik” arasında doğrudan doğruya ve güçlü bir bağlantı vardır. Yok, eğer toplum devletin toplumu ise, ya da yönetim otoriter veya  diktatoryal karakter taşıyorsa, o zaman meselenin incelenmesi gereken bir ciheti olarak, “Sistem”in, “toplumsal aptallaştırma”yı gerçekleştirme işlevini izah etmeliyiz.

Evvela “Sistem”in neden “toplumsal aptallaştırma” işlevini takındığına bakalım.

Bunun esas nedeni, “toplum ile rejim/sistem arasında, sistemin hayatiyetini tehdit edecek nitelikte uyuşmazlık bulunuyor olması”dır. Bireyler ve toplumsal bütünlük, kendi kimliğini oluşturan temel değerlere dayanmayan rejimi/sistemi benimsemediğinden ve böyle bir durumda tabiî eğilim toplumun kimlik değerlerine uygun bir rejim/sistem kurulması olduğundan, tabansız bir zeminde beyhude yere tutunmaya çalıştığının farkına varan rejim/sistem, varlığını dayandıracağı ve hayatiyetine zemin olmasını istediği kendi toplumunu üretme yolunu tutar; “rejime uygun bireyler ve toplum” yetiştirmeye çalışır. Ancak böyle bir toplumun üretilmesi çok zordur. O nedenle rejim/sistem, bireyleri ve toplumu kimlik değerlerinden uzaklaştırmak için “toplumsal aptallaştırma” metodunu kullanır.

Ya da...

Baskıcı, otoriter veya diktatoryal yönetimler, altlarındaki iktidar koltuğunun her an kayıp gitmesinden korktukları için, kendi “sürü toplumu”nu üretmenin telâşıyla “toplumsal aptallaştırma”ya başvururlar.

Amaçlanan sonuç açıktır: Aptallaşan toplum, rejimin/sistemin veya yöneten “tek adam”ın toplumu haline gelecektir.

İşte bu temel sebepten ötürü toplumu aptallaştırmayı birincil işlev edinen Devlet, tek tek birey için de öngördüğü “toplumsal aptallaştırma”nın temel esasları olarak şunları belirlemiştir:

·       İnanmayacak. Bir şeylere inanıyorsa, neye ve nasıl inanacağını, inancına göre yaşayıp yaşamayacağını ya da inancına uygun olarak nasıl yaşayacağını sistem belirleyecek.

·       Düşünmeyecek. Düşünce sahibi olmayacak, fikir üretmeyecek; soru sormayacak, olup bitenleri, yapılanları, söylenenleri vs. sorgulamayacak, araştırmayacak; sistemin veya yönetici tek adamın belirlediği “düşünce ufukları”nı aşmayacak.

·       Konuşmayacak. Esas olarak konuşulanları dinleyip tasdik edecek, sadece izin verildiği zaman, izin verildiği hususlarda ve izin verildiği kadarıyla konuşacak; “söz sahibi” olmayacak.

·       İstemeyecek. Verilenlerle yetinecek, istendiğinde istenilen şeyi verecek; ihtiyaçlarını da, taleplerini de, istek ve arzularını da rejimin veya yönetici tek adamın belirleyeceğini, belirlemesi gerektiğini, rejimin ya da yöneticinin buna hakkı olduğunu kabullenecek.

·       Reddetmeyecek. Kendisi için lâyık görülen hiçbir yaşam formunu, eylemi, işlemi, icraatı, tasarrufu, yönlendirmeyi, biçimlendirmeyi vs. reddetmeyip benimseyecek; rejime veya yönetici tek adama köle olup, ölü gibi itaat edecek.

·       Duymayacak/Görmeyecek. Olup bitenleri duymayacak, işlenenleri görmeyecek; gördüklerini de, duyduklarını da doğru olarak kabullenecek; sistem neyi “gör” ve “duy” derse onu esas alacak.

·       Bilmeyecek. Bilgi sahibi olmayacağı gibi, bilgi edinmek için de çabalamayacak; bilgi edinme yollarına yönelmeyecek, bilgi edinme araçlarını kullanmayacak; sadece bildirilenle yetinecek. Bir şekilde elde ettiği bilgileri ise sadece sistemin veya yönetici tek adamın verilerinin süzgecinden geçirerek sağlamasını yapacak.

·       Örgütlenmeyecek. Bireysel yalnızlık içinde kalacak, toplumsallaşmayacak, sosyal organizasyon kurmaya veya böyle bir örgütlenme içinde yer almaya kalkışmayacak; ayrışmacı olacak. Örgütlenmişse, o sosyal örgütü sitemin veya yönetici tek adamın arzularına hizmetkâr kılacak, çizdiği çerçevede tutacak.

·       Rahatlamayacak. İçtimai, siyasi, idari, hukuki, adli, iktisadi, vb. hususlar bakımından hiçbir zaman rahatlık içinde olmayacak, sürekli sıkıntı çekecek; sorunlarıyla boğuşmaktan başını alamayacak, başını kaldırıp da etrafında neler olup bittiğini algılamaya mecali olmayacak.

Toplumsal aptallaştırmanın yöntemine gelince; bunun için “sistemin hâmîleri/himayecileri”nin veya yönetici tek adamın kullandığı vasıtalar ve yollardan önemli iki gruba şöylece değinmek mümkün:

Sistemin hâmîleri/himayecileri veya yönetici tek adam, bunun için en başta “enformasyon araçları”nı kullanır. Enformasyon araçları ya “Sistem”in veya “yönetici tek adam”ın tekelindedir, ya da “Sistem”in veya yönetici tek adamın elinde olan araçların yanında, özel kişi veya kurumların mülkiyetindeki enformasyon araçları da “Sistem”in veya yönetici tek adamın belirlediği ilke, esas, düstur, prensip, kural ve kaidelere uygun olarak ve yine çizilen hudutlar dahilinde kullanılabilir.

Bunun anlamı, bütün enformasyon araçlarının “Sistem”in veya yönetici tek adamın kontrol, gözetim ve denetiminde bulunuyor olmasıdır; ki bu, iktidarın, “enformasyon tekeli”ne sahip olmasından başka bir anlama gelmez. Bu tekel sayesinde sistem veya yönetici tek adam, bireysel kişiliği ve toplumsal bütünlüğü istediği gibi yönlendirir, bilgilendirir; toplumun bildikleri unutturulmaya çalışılır, bilmesi gerekenlere ulaşmasının önüne geçilir, bilmesi gerekmeyenler ya da bilmemesi gerekenler zorla öğretilebilir; böylece “Sistem” veya yönetici tek adam, toplumu dilediği konuda, dilediği gibi “bilgilendirme”ye çalışır.

Bu politikanın getirdiği sonuç gerçekten korkunçtur: Fertler ve toplum; hangi türden olursa olsun gelişmeler karşısında duyarsız, hiçbir önemli üretkenliği haiz olmamacasına ve hiçbir önemli gelişmeye temel teşkil edememecesine fikirsiz/düşüncesiz, benliğinin, varlığının gücünü ihmal edercesine şahsiyetsiz, bir “sürü” haline gelmiş; kısaca “Sistemin/Yöneticinin Mamül Aptalları” oluvermiştir. Böyle bir tezgâhın deşifre edilip etkisiz bırakılması acilen gereklidir.

Enformasyon araçlarının başlıcaları “eğitim ve öğretim” kurum ve araçları ile “basın-yayın” kurum ve araçlarıdır.

“Eğitim ve öğretim araçları”nın temel kullanım alanı, bir yandan mevcut bireysel ve toplumsal varlığın “Sistem”in istediği yönde “değiştirilmesi/dönüştürülmesi”ni sağlamak, bir yandan da kültür ve kimlik köklerinden habersiz ve “Devletin/Yöneticinin Toplumu”na malzeme olacak şekilde proğramlanmış yeni bir nesil yetiştirmek hususlarını kapsar.

“Basın-yayın araçları”nın temel kullanım alanı ise, “Sistem/Rejim/Tek Adam”ın çirkefliklerini, zulümlerini, kirli iş ve ilişkilerini, vb. durum ve hususları insanlara hoş göstermek gibi hususları kapsar.

Bu iki “enformasyon araç grubu” ile, önce bireysel ve toplumsal şahsiyet silinir; ardından bireye ve topluma yeni bir benlik, yeni bir kişilik kazandırılmaya çalışılır. Asli “kimlik ve kişilik”in silinmesi için, Sistem’in veya yönetici tek adamın etkin ve yetkin güçleri tarafından sistemli olarak, bireysel ve toplumsal ölçekte tam anlamıyla “erozyonlar fırtınası” estirilir. Bunların başında ise şu erozyonlar yer alır:

·      Kültür erozyonu,

·      İnanç erozyonu,

·      Ahlâk erozyonu,

·      Bilgi erozyonu,

·      Kimlik erozyonu,

·      Fikir/düşünce erozyonu.

Ardından, erozyonla boşalmış birey ve topluma yeni bir inanç, yeni bir ahlâk, yeni bir kültür, yeni bir bilgi, yeni bir kimlik ve yeni bir fikir/düşünce kalıbı enjekte edilir.

Ne var ki, enjekte edilen bu yeni birikim, “bireysel ve toplumsal aptallaştırma”ya yol açmaktan başka bir fonksiyonu haiz olmaz. Esasen, zaten “Sistem/Yönetici Tek Adam”ın istediği de budur.

Sistemin hâmîlerinin/himayecilerinin “toplumsal aptallaştırma” için kullandıkları başlıca vasıtaların ikincisine gelince; bu da “hukuki/adli sistem”dir. Yani, “enformasyon araçları”yla “Sistemin/Yöneticinin Mamül Aptalları” haline getirilemeyenler varsa, bir türlü “yol”a gelmeyen böylelerinin susturulması, etkisizleştirilmesi için yasalar ve infaz sistemi devreye girer.

Bütün bu izahattan sonra diyeceğimiz şudur:

Gücünü toplumdan almayan sistemler veya “tek adamlık”la yönetilen devletler, iktidarlarını yaşatma heyecanını, üzerinde hükmettikleri toplumsal bünye ve onun kimlik ve kişilik değerleriyle mücadele etmekte ararlar.

Sistem veya yönetici tek adam bu mücadelede galip geliyorsa, bunun en büyük sebebi, “toplumsal aptallaştırma”dır. Toplumun asli kimliğini takınması ve buna uygun bir sistem kurabilmesi için, öncelikle “sistemin aptallaştırma plânları”nı tanıması ve “aptallaştırma operasyonu”na karşı asli kimlik değerlerinden yeşeren “aydınlanma taarruzu”yla karşı durması lazımdır.


Giriş Tarihi: 02.07.2016  (2321)


Etiketler: toplum |  aptallaştırma |  rejim |  sistem |  iktidar |  medyatizma |  Faruk Köse | 


Adı Soyadı
E-Mail

0 karakter girdiniz. | 1000 karakter kaldı.
Medyatizma Yandaki numarayı giriniz

 
YORUMLAR

E-Posta: farukkose@hotmail.com       -       Twitter: https://twitter.com/FarukKose52